Make your own free website on Tripod.com

AYNADAKİ SES 

Gıırç diye bir ses çıktı boyası dökülmüş rutubetten yer yer kabarmış ağır ve yaşlı kapıdan.Artık eskisi gibi değildi eski sahipleri de yoktu onunla ilgilenecek onu yağlayacak onaracak kimsesi yoktu...ne günlerdi onlar kimleri görmüş nelere şahit olmuştu.hep dinlemiş ve dinlemişti.belki dile gelse neler söylemezdi ki .söyleyebildiği tek şey malum kapı gıcırtısıydı.bir isyan edasıyla.bütün bir geçmişin nağmeleri doluydu bu seste.her gün defalarca bu sesi çıkararak aynı hüznü tekrar tekrar yaşıyordu. 
artık her şey o kadar önemli değildi onun için önemsemiyordu.zaman ne çabuk geçmiş ve ne çok değiştirmişti onu bile.değişmeyen tek dostu karşısında beyaz kareli fayanslara gömülmüş ortasından çatlamış bütün gücüyle kendini yapıştığı duvardan aşağı bırakmak isteyen ayna.. 
ikisi de yorgundu artık yıllarca karşılıklı birbirlerine bakmışlardı geçen zamanın acılarını sevinçlerini beraber hissetmişlerdi.ne kadar güzeldi ayna ilk geldiğinde.pırıl pırıldı.ipeksi bir dokunuş hissediyordu ona bakan.. 
ağır ağır yavaş adımlar duyuldu koridorda.bir ahenk yoktu çıkan seslerde.severdi topuklarına basarak ses çıkartmayı...yine aynı sesle kapı açıldı..aynada bir suret belirdi tanıdık bir yüzdü o.uzun boylu olması aynanın önünde biraz eğilmesini gerektiriyordu..neden gelmişti saçlarını taramak için mi? hayır o saçlarını taramazdı.peki neden soğuk bir ifade vardı yüzünde ..bu gün anlamsız bakıyordu..aşağı doğru sivrilen faullerine baktı geçmiş çağlardan kalan kılıç yarası gibi sivri olması hoşuna gidiyordu...sonra yine donuklaştı iki kaşının arasına biraz yukarıya baktı daldı..ufka bakan kaptan kara parçasını arıyordu..görüntüler yavaş yavaş bulanıklaştı değişmeye başladı anlamsız hale geldi... 
bir şimşek çaktı okyanusunda düşüncelerin...geçmiş bu gün gelecek hepsini aynı anda yaşıyordu..düşünmüyordu seyrediyordu..zamandan mekandan sıyrılmış gibiydi.belki bir kaç saniyede tüm hayatını yeniden yaşadı.aşklarını gördü küçükken oynadığı misketleri ilk defa seni seviyorum demesini..buruk bir heyecan vardı..sonra kendine gelir gibi oldu bir şey göremiyordu büyücünün sihirli küresinde... 
hayat bir tekamül dedi.. hep öğrenmekle mi geçecekti ne zamana kadar öğrenecekti..ama o hep öğrenci hayatta öğretmen kalacaktı..... 
..... 
sonra baktı aynaya hep baktığı ama göremediği bir şeyi gördü --kendini-- 
sanki ilk defa görüyordu.... 
ağır ağır elini uzattı bir annenin bebeğine bakan şefkatli gözleriyle..aynayı ortadan ayıran çatlağa dokundu bir olan ama bütün olmayan görüntüsünü düzeltmek birleştirmek istedi... 
işte bütün mesele bu dedi tarihin derinliklerinden gelen bir sesle..bu kadar basit..basit olmayan ise her şeyin bu kadar basit olmasıydı derken aniden parmaklarının arasından yere doğru kaydı yana dimdik düştü tarif edilemeyen bir sesle parçalandı..(herhalde cazibeme daha fazla dayanamadı:):)(:) 
birdi bin oldu.... 
baktı aşağıya parçalanan aynaya derin derin........ 
.... 
AYNADAKİ SES dedi.... 
yüzlerce görüntü içinden seni aradı........ 
---aynadaki ses seni hala arıyorum--.. 
kaybolan yüzler 
aynadan silindi birer birer 
kayboldu sımsıcak buseler 
karanlıktı aydınlığa hasret 
birbirini arayan tanıdık yüzler 
bu kadar kolay mıydı kaybolmak 
basit miydi o kadar çabuk unutmak 
geçmişi hatırlamak geleceğe taşımak 
en azından anılarda yaşamak.......